Ceza hukuku alanında müvekkillerimize stratejik yaklaşım, güçlü temsil ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Ceza hukukunun tüm alanlarında uzman kadromuzla profesyonel hukuki danışmanlık sunuyoruz.
Her davanın kendine özgü dinamikleri vardır. Biz müvekkillerimizin haklarını en güçlü biçimde savunmak için kişiselleştirilmiş strateji ve doğrudan iletişim ilkesiyle çalışırız.
Cezaya tabi fiilleri ve ihmalleri tanımlayan, suçun önlenmesini ve toplumsal düzenin korunmasını amaçlayan temel hukuk dalı.
Devamını OkuKanuni unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık ve manevi unsur — bir eylemin suç sayılması için dört şartın birlikte bulunması gerekir.
Devamını OkuHaksız saldırıya karşı orantılı savunma; TCK 25. madde kapsamında hukuka uygunluk nedeni olarak faili cezalandırılmaktan koruyan temel ilke.
Devamını OkuTCK 35. maddesi; suçu elverişli hareketlerle doğrudan icra etmeye başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamayı teşebbüs olarak düzenler.
Devamını OkuYakalama anından serbest bırakılmaya kadar tüm hukuki hakların korunması; gözaltı süresi ve AİHM standartlarına uygun denetim süreçleri.
Devamını OkuTutuklamanın orantılılık ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi, tahliye talepleri ve tutukluluğun periyodik denetimine ilişkin hukuki süreçler.
Devamını Oku
Ceza hukuku, cezaya tabi fiilleri ve ihmalleri tanımlar. Modern ceza hukukunda yalnızca cezalandırma değil, suçun önlenmesi de temel amaç olarak benimsenmektedir.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 11. maddesine göre hiç kimse, işlendiği sırada ulusal ya da uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir fiilden suçlu sayılamaz. Türkiye'nin de kabul ettiği bu evrensel ilke uyarınca geriye dönük hüküm uygulaması ancak kişinin lehine ise mümkündür.
Ceza türleri arasında en ağırı ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bunu müebbet ve diğer süreli hapis cezaları izler. Para cezaları ve HAGB gibi alternatif yaptırımlar da mevcuttur. Mahkeme, her davanın özel koşullarını değerlendirerek uygun cezaya karar verir; kararın gerekçeli olması zorunludur.
Hukuki Danışmanlık Al
Bir eylemin suç olarak nitelendirilebilmesi için dört unsurun birlikte bulunması gerekir:
Farklı ceza türleri ve sınırları kanunla belirlenir. Hakimin bu sınırlara uyması ve cezanın kararda gerekçeli olarak açıklanması zorunludur. Örneğin bir trafik kazası sonucunda taksirle yaralama veya taksirle ölüme sebebiyet verme gibi durumlarda, tazminat hukukunun yanı sıra ceza hukuku boyutu da ayrıca değerlendirilebilir.
Meşru müdafaa; kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıya karşı, o anki durum ve imkânlarla saldırıyla orantılı biçimde saldırıyı engellemek için işlenen fiildir. Aslında bir hukuka uygunluk nedenidir; bu nedenle fail cezalandırılmaz.
"Saldırıyı defetmek için orantılı karşı güç kullanan kimse, meşru müdafaa hükümleri gereği cezalandırılmaktan kurtulur."
Savunmayı ortadan kaldıracak ya da zorlaştıracak bir saldırı başlamış olmalı; tekrarından endişe duyulan bir saldırı da henüz sona ermemiş sayılır.
Savunma ile saldırı aynı anda gerçekleşmelidir. Saldırı bitmişse ya da henüz başlamamışsa meşru müdafaa hükmü uygulanamaz.
Başka türlü saldırıyı önlemek mümkün olmadığı hallerde meşru müdafaa uygulanabilir. Kaçma gibi bir yükümlülük yoktur.
Savunma fiili, saldırıyı engelleyecek ölçüde olmalı; bu sınır aşılmamalıdır. Değerlendirme o anki hal ve koşullara göre yapılır.
Meşru savunmada sınır, heyecan, korku veya telaş sonucu aşıldığında faile yine ceza verilmez. Kişi saldırıya uğraması nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğini kısmen yitirmektedir. Tüm şartların birlikte gerçekleşmesi halinde cezasızlık ilkesi uygulanır.
Türk Ceza Kanunu'nun 35. maddesi suça teşebbüsü düzenler: Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan icra etmeye başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu tutulur.
"Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir."
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 13–20 yıl, müebbet hapis cezası yerine ise 9–15 yıl hapis cezasına hükmolunur. Diğer hallerde cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim yapılır.
Ceza yargılaması; suçun işlenip işlenmediğini, işlendiğinin kabulü halinde failin kim olduğunu ve uygulanacak yaptırımı belirlemek amacıyla yürütülen sav, savunma ve yargılama evrelerinin bütünüdür.
Hakkındaki şüphe kuvvetli ve somut fiili olgularla desteklenen, bu nedenle soruşturma yürütülen kişidir.
Suç işlediği şüphesiyle hakkında sorgu, tutuklama gibi işlem yapılan ya da cumhuriyet savcısınca kamu davası açılan kişidir.
Şüpheli veya sanığı ceza soruşturması ya da kovuşturmasında temsil eden avukattır.
Suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayıp iddianamenin mahkemece kabulüne kadar süren, delil toplama evresidir.
İddianamenin kabulüyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar devam eden yargılama aşamasıdır.
Şüphelinin; susma hakkı ve müdafi yardımından yararlanma hakkı hatırlatılarak kolluk ya da savcı önünde dinlenilmesidir.
Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir; hangi mahkemenin hangi suç türüne bakacağı açıkça düzenlenmiştir.
Tanıklık, kamu yararının ağırlık taşıdığı toplumsal bir görevdir. Tanık; yargılamanın tarafı olmayan ve beş duyusuyla edindiği bilgileri adli bir mercii önünde açıklayan kişidir.
"Nemo Tenetur" ilkesi: Hiç kimse kendisini veya yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya ya da bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Bu ilke, Anayasa ve AİHS'de güvence altındadır.
Yakalama; kamu güvenliğine, kamu düzenine veya kişinin hayatına yönelik mevcut bir tehlikenin giderilmesi ya da suç şüphesinin bulunması halinde, hâkim kararı aranmaksızın özgürlüğün geçici olarak kısıtlanmasıdır.
Gözaltına alma; yakalanan kişinin adli mercilere teslimine ya da serbest bırakılmasına kadar, sağlığına zarar vermeyecek biçimde kanuni süre içinde alıkonulmasıdır.
Kişi "gözaltına alınma nedenleri" ve "yüklenilen suç hakkında" anlayabileceği bir dilde derhal bilgilendirilme hakkına sahiptir.
Yakalama yetkisi ilke olarak C. Savcısı, kolluk amir ve memurlarına aittir. Suç şüphesi ya da kaçmayı önleme amaçlıdır.
Yakalanan veya tutuklanan kişi, gerekli süre hariç en geç 48 saat ve toplu suçlarda 4 gün içinde hâkim önüne çıkarılır.
Gözaltı süresi bireysel suçlarda 24 saattir. Uzatma ancak savcının yazılı emriyle ve kanuni koşullar dahilinde mümkündür.
AİHM, gözaltında tutulanların tutulma tarihi, yeri, nedeni ve yetkililerin kayıt altına alınmasını zorunlu kılar.
Her soruşturma işlemi gibi yakalama işleminin de tutanağa bağlanması zorunludur; aksi halde hukuki geçerlilik sorunu doğar.
Yargıca yakalama emri düzenleme yetkisi verilmiştir; usule aykırı düzenlenen yakalama emirleri itiraz yoluyla denetlenebilir.
Tutuklama; ceza olmayıp delillerin karartılmasını, şüpheli ya da sanığın kaçmasını önlemek üzere zorunlu nedenle uygulanan bir tedbirdir. Orantılılık ilkesi gereği yalnızca zorunluluk ölçüsünde kullanılmalıdır.
Kamu davasını açma görevi Cumhuriyet Savcısına aittir. Toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturursa savcı iddianame düzenler. İddianamenin mahkemece kabulüyle kovuşturma aşaması başlar.
Delillerin şüpheliyi suçlu göstermediği durumlarda C. Savcısı soruşturmayı sonlandırır ve bu karar dosyaya kaydedilir.
Mahkeme, iddianamenin CMK 170. maddedeki unsurları içerip içermediğini inceler; eksiklik halinde iade eder.
İddianamenin kabulü üzerine mahkeme duruşma günü belirler; şüpheli artık sanık sıfatını alır.
Aralarında bağlantı bulunan davalar yüksek dereceli mahkemede birleştirilerek görülebilir.
Kamu güvenliği için tehlike arz eden hallerde dava, yetkili mahkemeden alınarak başka bir yerdeki mahkemeye nakledilebilir.
Usulüne uygun davet edilen kişilerin mazeretsiz gelmemesi halinde zorla getirilme kararı verilebilir.
Ceza davalarında güçlü bir savunma için delil toplama, tanık ifadeleri ve hukuki argümanların titizlikle hazırlanması şarttır. Her aşama birbiriyle bağlantılıdır ve stratejik bir bütün oluşturur.
Davanın tüm unsurlarının incelenmesi, delil durumunun tespiti ve savunma stratejisinin belirlenmesi.
İddianamede yer alan delillerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi, çürütme argümanlarının oluşturulması.
Sanığın susma hakkı da dahil tüm usul hakları gözetilerek savunma beyanının hazırlanması.
Her duruşmada etkin hukuki temsil; itiraz, itirazname ve temyiz süreçlerinde tam destek.
Ceza davalarında her aşamada, gözaltından mahkeme kararına kadar güçlü ve deneyimli bir hukuki ekip olarak yanınızdayız. İlk görüşme ücretsizdir.
Gözaltına alınan kişi; susma hakkına, müdafi yardımından yararlanma hakkına, yakınlarına haber verilmesini isteme hakkına ve gözaltı işlemine karşı hakim/mahkeme önüne çıkarılma hakkına sahiptir. Bu haklar CMK kapsamında güvence altındadır.
Soruşturma aşamasında hakkında suç isnadı bulunan kişi "şüpheli", kamu davası açılıp kovuşturma aşamasına geçildikten sonra ise "sanık" olarak adlandırılır.
Müdafi, soruşturmanın en başından itibaren, gözaltı veya ifade alma aşamasından başlayarak sürece dahil olabilir ve şüpheli/sanığın yanında bulunma hakkına sahiptir.
Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen; yurt dışına çıkış yasağı, belirli aralıklarla imza verme, ikametgahı terk etmeme gibi tedbirlerden oluşan, kişi özgürlüğünü daha az kısıtlayan bir koruma tedbiridir.
Kanunda uzlaştırma kapsamında sayılan suçlarda dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir ve taraflar bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmaya davet edilir. Uzlaşma sağlanırsa kovuşturmaya yer olmadığı ya da davanın düşmesi kararı verilebilir.
Evet. Tutuklama kararına karşı kanun yoluna başvurularak itiraz edilebilir; itiraz, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi tarafından incelenir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı bölge adliye mahkemesine istinaf, istinaf kararına karşı da kanunda öngörülen hallerde Yargıtay'a temyiz başvurusu yapılabilir. Süreler ve şartlar kararın niteliğine göre değişebilir.
Bu içerik MCK Partners hukuk ekibi tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.