İcra & İflas hukuku alanında müvekkillerimize stratejik yaklaşım, güçlü temsil ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
İcra iflas hukukunun diğer adı cebri icra hukukudur. Cebri icra; borçların, devlet organlarının zor kullanarak yerine getirilmesidir. Her toplumda borcunu rızasıyla ödemeyen borçlular mevcuttur. Bu borçlulara karşı alacaklıları korumak için devlet gücünün yardımını isteme hakkı tanınmıştır.
Alacaklıların devlet gücü yardımıyla alacaklarına nasıl kavuşacağını düzenleyen hukuk dalına icra-iflas hukuku ya da takip hukuku denir.
Devletin cebri icra organları (icra dairesi) borçlunun mallarına el koyar, bu malları satar ve satış bedelinden alacaklıya alacağını öder. Alacaklının kendi kendine alacağını zorla alma hakkı ise kesinlikle yasaktır.
Birinci derece cebri icra organıdır. Alacaklının talebiyle harekete geçer; haciz, satış ve ödeme işlemlerini yürütür.
İcra-iflas işlemlerine ilişkin şikâyet ve itirazları inceleyen ikinci derece denetim organıdır.
İlgili hukuk daireleri olağan kanun yolu incelemesini yerine getirir ve içtihat birliğini sağlar.
İcra hukuku; ilamlı icra ve ilamsız icra olmak üzere iki temel bölüme ayrılır. Bu iki yolun seçimi alacağın niteliğine ve mevcut belgelere göre belirlenir.
İlamlı icrada alacaklının elinde borçlusuna karşı almış olduğu bir mahkeme ilamı (hükmü) bulunmaktadır. Alacaklı bu ilamı icra dairesine vererek ilamlı icra takibi başlatır.
Borçluya icra dairesi tarafından verilen 7 günlük süre içinde ilam konusu borç ödenmezse, ilam icra dairesi tarafından zorla icra edilir.
Alacaklının alacağı bir mahkeme hükmüyle tespit edilmiş olduğundan borçlu, borcu olmadığı gerekçesiyle itirazda bulunamaz ve bu itirazla ilamlı icra takibini durduramaz.
Konusu paradan başka bir şey olan alacakların cebri icra yoluyla takip edilebilmesi için öncelikle bir mahkeme ilamı alınması zorunludur.
Para alacakları için mahkemeden ilam alınmışsa ilamlı icra yoluna başvurulur. Ancak para alacakları için mahkemeden mutlaka ilam alınması şart değildir; ilamsız icra yoluyla da takip mümkündür.
İlamlı icradan başka; yalnızca para ve teminat alacakları için ilamsız icra yolları kabul edilmiştir. İlamsız icrada alacaklının alacağının bir mahkeme ilamıyla tespit edilmiş olması şart değildir.
Alacaklı, para veya teminat alacağına kavuşmak için önceden dava açıp ilam elde etmek zorunda kalmaksızın doğrudan icra dairesine başvurabilir.
Alacağı için elinde senedi bulunmayan bir alacaklı da ilamsız icra yoluna gidebilir. Ancak bu hâlde takibin olumlu sonuçlanabilmesi için borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi gerekir.
Para ve teminat alacakları için temel ilamsız icra yoludur. Kambiyo senedine dayanmayan ve rehinle temin edilmemiş alacaklar için başvurulur.
Çek, poliçe ve bonoya dayanan alacaklar için özel ve hızlandırılmış bir ilamsız icra yoludur.
Kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin sona ermesi hâlinde ilamsız yolla tahliye imkânı tanınmıştır.
Genel haciz yolu alacaklının icra dairesine bir takip talebi ile başvurmasıyla başlar. Bu talebe göre icra dairesi borçluya bir ödeme emri gönderir.
Borçlu ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı hükümden düşürülürse ödeme emri kesinleşir. Ardından icra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçlunun borcunu ödemeye yetecek kadar malını haczeder.
Bu mallar alacaklının talebi üzerine icra dairesi tarafından satılır; elde edilen para ile alacaklının alacağı ödenir.
Ödeme emri kesinleştikten sonra icra dairesi, alacaklının talebiyle borçlunun malları üzerinde haciz işlemi başlatır.
Borçlunun ücret, maaş ve diğer düzenli gelirlerinin yasal sınırlar dahilinde haczedilmesidir.
Borçlunun banka hesaplarındaki meblağların alacak kadar bloke edilmesi işlemidir.
Tapu kütüğüne haciz şerhi işlenerek taşınmazın satışa çıkarılmasının sağlanmasıdır.
Borçlunun araç, makine, ekipman ve sair taşınır mallarının icra memurlarınca haczedilmesidir.
Genel haciz yolu; rehinle temin edilmemiş ve kambiyo senedine de dayanmayan (senetli-senetsiz) bütün para ve teminat alacakları için başvurulabilen bir ilamsız icra yoludur. İflas hukukundaki karşılığı genel iflas yoludur.
Haczedilen mallar, alacaklının talebi üzerine icra dairesince satışa çıkarılır. Satıştan elde edilen gelir öncelikle alacaklının alacağına ve masraflara mahsup edilir; artanı borçluya iade edilir.
Borçlunun borçlu olmadığını veya alacaklının takip yapma yetkisi bulunmadığını icra dairesine bildirmesine ödeme emrine itiraz denir.
Borçlu yedi gün içinde ödeme emrine itiraz ederse icra takibi kendiliğinden durur. Borçlu; hiç borcu olmaması, senedin sahteliği, borcun ödendiği, zamanaşımı, borcun muaccel olmadığı, icra dairesinin yetkisiz olduğu gibi nedenlerle itiraz edebilir.
Alacaklının itirazla duran takibe devam edebilmesi için borçlunun itirazını hükümden düşürtmesi gerekir.
İtiraz nedenlerinin çoğunluğu maddi hukuka dayanır; yani itiraz daha çok takip konusu alacağa ilişkindir. Borçlu, takip konusu alacağı ödemek zorunda olmadığını yalnızca itiraz yoluyla ileri sürebilir.
Alacaklının adi yazılı bir senede dayanarak takip başlatmış olduğu durumda borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle yaptığı itirazı ifade eder. Borçlu bunu itirazında ayrıca ve açıkça bildirmelidir.
İmzaya itiraz dışındaki tüm itirazlar borca itirazdır. Borçlunun yalnızca "itiraz ediyorum" demesi yeterlidir ve bu, borca itiraz niteliği taşır. Borca itiraz hâlinde alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.
Ödeme emrine itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını yedi gün içinde icra dairesine bildirmelidir. İtiraz kural olarak ödeme emrini gönderen icra dairesine yapılır; ancak borçlu başka bir icra dairesine de itirazını bildirebilir. Yedi gün içinde yapılan geçerli bir itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur.
İtirazın iptali davası bir eda (alacak) davasıdır. Bu dava takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Alacaklı davayı kazanırsa borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere (HMK) tabidir. Mahkeme borçlunun borçlu olduğu kanısına varırsa, borçluyu borcu ve şartları varsa icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm eder ve itirazın iptaline karar verir.
İtirazın kaldırılması, borçlunun itirazıyla duran ilamsız icra takibine devam edilebilmesini sağlayan bir yoldur. İtirazın kaldırılması bir dava değil; icra mahkemesine yapılan bir taleptir.
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir.
Alacaklının elinde imzası ikrar edilmiş adi senet, noterlikçe onaylı senet, resmi belge, kredi kurumu belgesi veya borç ikrarı bulunması hâlinde kesin kaldırma talep edilebilir.
Alacaklı adi senede dayanırken borçlu imzayı inkâr ederse kesin kaldırma istenemez; yalnızca geçici kaldırma talep edilebilir. Geçici kaldırmaya karşı borçlu yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir.
İcra mahkemesince itirazı geçici olarak kaldırılan borçlu, aleyhine başlamış olan icra takibine devam edilmesini önlemek için yedi gün içinde genel mahkemede borçtan kurtulma davası açabilir.
Hukuki Danışmanlık AlınİİK, kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) mahsus olmak üzere özel bir takip yolu kabul etmiştir. Bu yol, genel haciz yoluyla benzerlikler göstermekle birlikte daha hızlı işlemektedir.
Bu özel yola başvurabilmek için alacağın mutlaka bir çek, poliçe veya bonoya dayanması gerekir; aksi hâlde bu yol kullanılamaz.
Alacağın mahkeme ilamıyla tespit edilmesine gerek yoktur. Alacağın kambiyo senedine dayanması yeterlidir. Bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu da ilamsız icraya dahildir.
Çek
Poliçe
Bono
İstisnai olarak, kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin sona ermesi hâllerinde kiralanan taşınmazların icra yoluyla tahliyesi mümkündür.
Bu hâller dışında ilamsız icra yalnızca para ve teminat alacakları içindir. Kiralanan taşınmazlara ilişkin bu düzenleme genel kuralın özel bir istisnasını oluşturmaktadır.
Kiracının kira bedelini ödememesi durumunda kiraya veren, ilam almaksızın icra yoluyla tahliye talep edebilir.
Kira sözleşmesinin sona ermiş olmasına karşın kiracının taşınmazı boşaltmaması hâlinde de ilamsız icra yoluna başvurulabilir.
İlamlı icra, mahkeme kararı (ilam) gibi bir belgeye dayanılarak başlatılır ve borçlunun itiraz imkanı daha sınırlıdır. İlamsız icrada ise takip doğrudan alacaklının talebiyle başlatılır ve borçlu ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurabilir.
İlamsız icra takiplerinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren genel olarak 7 gün içinde icra dairesine itiraz edebilir. Takip türüne göre süreler farklılık gösterebilir.
Evet, itiraz etmeyen veya itirazı kesinleşen borçlu, kanunda öngörülen süre içinde mal beyanında bulunmakla yükümlüdür; aksi halde hakkında yaptırım uygulanabilir.
İflas, borçlarını ödeyemeyen bir sermaye şirketinin veya kooperatifin tasfiyesi sürecidir. İflas erteleme ise mali durumu iyileştirme ihtimali bulunan şirketlere belirli şartlarla tanınan, iflas sürecini geciktiren bir hukuki imkandır; güncel mevzuattaki uygulanabilirliği güncel düzenlemelere göre değerlendirilmelidir.
Takip kesinleştikten sonra icra dairesi, borçlunun mal varlığına (taşınır, taşınmaz, banka hesabı, maaş vb.) haciz koyabilir. Haczedilen mallar, borç ödenmezse kanuni usullerle satılarak alacağa mahsup edilir.
Kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin sona ermesi gibi hallerde kiraya veren, ilamsız icra yoluyla tahliye talep edebilir. Kiracının ödeme emrine itiraz edip etmemesine göre süreç farklı işleyebilir.
Süreç; borçlunun itiraz edip etmediğine, mal varlığının durumuna ve dosyanın yoğunluğuna göre değişir. İtirazsız ve mal varlığı tespit edilen dosyalarda süreç daha hızlı ilerleyebilir.
Bu içerik MCK Partners hukuk ekibi tarafından genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.